Son yıllarda aile tarapisine baş vuran kişi sayılarında önemli bir artış gözlenilmektedir. Anne, baba ve çocukların ve ailedeki diğer kişilerin katıldığı grupça yapılan bir psikoterapi yaklaşımıdır.

Her aile tek ve özeldir. Benzer gibi görünse de gerek aileyi oluşturan her ferdin farklılığından gerek onların dünyaya bakış farklılığından gerekse çevrenin özelliklerinden farklar ortaya çıkar. Terapistin görevi danışanlara yeni bakış açıları kazandırmaktır danışan mevcut bakış açısıyla problemi göremiyordur.bu konuda o kişiye yardımcı olmaktır asıl görevimiz.

Aile terapisinde ilgilendiğimiz aileyi oluşturan bireyler değildir.bireylerin birbirleriyle olan ilişikeridir.Bunun için aile iletişimini çok iyi bilmemiz gerekir. İletişim:kişilerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz olarak iletmek istedikleri duygu ve düşüncelerini aktardıkları bir süreçtir. Bir insanın ilişkilerinin niteliği, o insanın yaşamının kalitesini gösterir. İletişim sorunlarını çözmeden doyumlu bir yaşam sürdürmek mümkün değildir.

Etkili aile içi iletişim nasıl sağlanır?

  • Karşımızdaki Kişilere Saygı Duymak: Onların varlığını kabul etmek, önemli ve değerli olduklarını hissettirmek.
  • Gerçekten ve Doğal Davranmak: Abartıdan uzak, olduğu gibi davranmaktır.
  • İletişimin belki de en önemli öğesidir empati. Empati, bir başka deyişle, dış dünyayı karşımızdaki kişinin onun penceresinden anlamaya çalışmaktır.

Aile ve evlilik terapistinin amacı:

1. Bireydeki ruhsal belirtileri ve işlevsel bozuklukları, ilişkiler alanında ele almak ve azaltmak;

2. Aile ve evlilik içi çatışmaları ile ailenin daha geniş çevresi ve toplumla çatışmalarını çözümlemek;

3. Ailedeki yakınmalar için ailenin sorun çözmede kullanabileceği kaynak ve davranışları belirleme ve kullanma güçlerini harekete geçirmek;

4. Aile üyelerinin duygusal gereksinimlerinin algılanması ve doyurulmasını kolaylaştırmak;

5. Üyelerin ve ailenin zorlayıcı yaşam olayları, tıbbi ve ruhsal hastalıkları karşısında sorun çözme, iletişim kurma becerilerini geliştirmek;

6. Üyelerinin herbirinin özerkliğinin ve iletişim kurma becerilerinin artmasını sağlamak;

7. Cinsler ve kuşaklar arası rol dağılımı konusunda uyuşmanın artmasını sağlamak;

8. Ailenin toplumsal çevre ile bütünleşmesini kolaylaştırmak.


Uzm. Psikolog Kamil Yoşumaz;

Kütahyada doğdu ilk,orta ve lise eğitimini kütahyada tamamladı NEAR EAST UNIVERSITY(YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ)Psikoloji bölümü mezunu ,yüksek lisansını Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Okul Öncesi Eğitim Ana Bilim Dalı. Lisans eğitimini sürdürürken alkol ve madde bağımlılığı konusunda çalışmalarda bulundu.bilişsel davranışçı psikoterapi modelini kendisine benimsemiş olup bu yaklaşım doğrultusunda merkezinde çalışmalarını sürdürmektedir. Halen eğitim fakültesi sosyal bilimler entitüsünde doktorasını yapmaktadır . Evli ve iki çocuk babasıdır.

Çalışma hayatı boyunca çeşitli bir çok özel kurum ve kuruluşlarda görev aldı;

LEPİM Pembe Köşk uyuşturucu,alkol,sigara,kumar ve yemebağımlılığı tedavi ve rehabilitasyon merkezi Kliniği (yataklı ve ayaktan tedavi)02 mayıs 2006 ile 30 temmuz 2009 tarihleri arasında bu tedavi merkezinde gece ve gündüz mesailerinde görevde bulundu.

2010-2012Gediz ayyüzler özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi,
2011-2012 özel Kütahya çınar diyaliz merkezi,
2011-2012 tavşanlı çınar diyaliz merkezi,
2011-2012özel uşak Umut hemodiyaliz merkezi,
2011-özel tavşanlı yunus emre rehabilitasyon merkezi,
2012-özel beyazdüş eğitim ve rehabilitasyon merkezi,
2011-özel doğan eğitim kurumlarında sorumlu müdürlük psikoteknik biriminde,
2010-sevgiyolu psikoterapi ve danışmanlık merkezi kurucusu.

Katıldığı Sertifikalı Meslek Eğitimleri ;

-Kıbrıs Ruh Sağlığı Ensititüsü ADLİ PSİKOLOJİ EĞİTİMİ KATILIM BELGESİ(19-20-21-22 ARALIK 2008 TOPLAM:50 SAAT)

- Ruh sağlığı sempozyumu 5 aralık 2009

- Yakın Doğu Üniversitesi Katılım Belgesi(‘Risk Altında Yaşamlar’ konulu 12.ulusal psikoloji öğrencileri kongresi 5-8 Temmuz 2007)

- Pozitif Psikoterapi ve Aile terapisi Cyprus Mental Health Instıtute International center of positive psychotherapy-prof.peseschkıan foundatıon Certificate of attendance basic course of positive psychotherapy(120 saat)

- Viyana test sertifikası(psikoteknik sertifikalı uygulayıcısı)

- Madde Bağımlılığı Danışmanlığı Eğitimi Cyprus Mental Health Instıtute(NAADAC)Certificate Of Attendance(Cyprus Mental Health Institute & NAADAC Organization, (150 Saat teorik+1000 saat pratik)


Toplumda öyle bir yanlış inanış vardır ki “her erkek aldatır”. Bu yanlış inanış bayanların her an aldatılma korkusu duymalarına ve paranoitleşmelerine sebep olur.Şunu unutmamak lazım ki aldatan her erkek aynı değildir. Erkekler farklı sebeplerden dolayı aldatırlar.Unutulmamalıdır ki bir kere aldatan çoğunlukla bir daha aldatacaktır.Aldatmanın kadın üzerinde ki tesiri ilk önce red etmeyle kendini belli eder. Hiçbir kadın aldatılmayı kabul edemez. Lakin her kadın aldatıldığını sezer.

Aldatma konusunda ÇÖZÜM

1. Kadının bireyselliğine daha fazla özen göstermesindedir. Kadınlar cinsel ilişki sırasında en büyük haz kaynağı olarak “duygusal yakınlık”, “yumuşaklık”, “sevilen biriyle derin duyguların paylaşımı” gibi duygusal ifadeleri ön plana çıkarıyorlar.Erkekler ise ne kadar iyi seviştikleri ve ne kadar güçlü oldukları ile ilgileniyor. Fiziksel çekime tutulduğunda aldatır. Erkek şehvani duygulara kolay kapılır ve kadınlara bakışının temel noktası cinselliktir. Bir anlık heyecan için aldatır.
2. Kimileri uzun vadeli bir ilişki yaşamakta sıkıntı çektiklerinden aldatırlar. Bu tip insanlar kurdukları ilişkilerde güven ve bağlılık sağlayamazlar.
3. Evlilik ilişkilerinde mutsuz olanlar yeterli duygusal doyum sağlayamayanlar mutluluk ve duygusal tatmin için aldatırlar. Kimileri de bir bayanın kışkırtma ve tahriklerine kapılarak aldatır Kadınlar ilişkiyi kaybetmekten, erkeklerse güçlerini kaybetmekten korkuyorlar.
Tüm erkekler, belirsiz babalık sorunuyla karşı› karşıya olduklarından, cinsel rakiplerine karşı koruma görevlerini sürdürdüklerinde kendi yavrularını büyütme olasılıklaı artmaktadr. Bu bakışaçısyla erkeğin aldatılma karşısında verdiği öfke ve terk etme tepkileri doğal karsılanmaktad›r. Çünkü aldatma gelecek nesilleri de etkilemektedir. Erkeğin kadını aldatmaı ise kadının yavrusu ve genleri için bir tehdit oluşturmamaktadır.


İletişim konusunda tanım, tahmin, sonuç bulmaya yönelik bir makale yazılıcaksa ilk önce bir tespit yapılması lazmdır.aslında iletişim denildiğinde ilk söylenmesi gereke konu kişinin kendisinin ne derecede farkındalığının olup olmadığıdır.birey kendisini tanıyormu?zaaflarının farkındamı?kendine olna özgüveni nasıl?duygularının ve davranışlarının farkındamı?işde bu soruları sorup cevablarını veriyorsa aslında o bireyde iletişimden bahsetmemize gerek yoktur bu soruları kendisine sorup cevap alamıyorsa şayet işde ozaman biraz olsun bu yazıcaklarımıza dikkatini vermesini sağlamamız gerekir, Emir vermek, Yönlendirmek: Bu iletiler kişinin duygularının önemsiz olduğu mesajını verir. Kişi diğer kişinin istediğini yapma zorunluluğunu hisseder. Öğüt vermek ve çözüm önerileri getirmek: Kişinin sorunlarını kendi kendisine çözeceği yeteneğinin olmadığına inanıldığını gösterir. Aşk mutlaka önemli bir etkendir fakat tek kriter olmamalıdır. Çünkü sadece aşık olduğu için kendisiyle aynı düzeyde olmayan biriyle evlenen bireyin evliliği , beraberinde birçok problemi , dolayısıyla da mutsuzluğu gündeme getirecektir. Bu yüzden tek kriter olmamalıdır. Psikolojik olarak bireyin kendini evliliğe hazır hissetmesi gerekir. Evliliğe kendini hazır hissetmeyen bireyin bu kararı vermesi ve gerçekleştireceği evliliği sağlıklı bir şekilde yürütmesi daha güç olacaktır. Gerçekleştirilmiş olan evlilik bireye mutluluk ve doyum sağlayacağı yerde taşınmak zorunda bir yük olarak gelmesi olası bir ihtimaldir. Evlenecek olan bireyin , bu evliliği istemesi ve kendini bu birlikteliği yürütmeye hazır hissetmesi gerekir. Eşiniz hakkındaki küçük düşürücü yorumlarınız aranızdaki atmosferin kirlenmesine neden olur.Her tür mesaj karşıdaki insana nötr bir biçimde,ona değer verdiğinizi anlatır şekilde yada “seni sevmiyorum” anlamını veren zehirli bir biçimde verilebilir.Ses tonunuz neşeli olduğunuzu,zevk aldığınızı yada tatmin olduğunuzu ifade edebildiği gibi,bir şeyi onaylamadığınızı,alay ettiğinizi yada bir şeyden hiç hoşlanmadığınızı anlatabilir karşınızdaki insana.Karşıdaki insanı zehirlemek,bazen kullanılan sözcüklerin çağrıştırdığı gizli anlamlarla da mümkün olur

Eşler arası kıskançlık: İnsanoğlunun yapısında kıskançlık vardır. Fakat biz insanlar bunu çeşitli savunma mekanizmaları kullanarak bastırmaya veya bu durumu daha olumlu bir şekilde yansıtmaya çalışırız. İnsanoğlu mülkiyetçi bir zihniyete sahiptir.kıskançlıkda insan belli savunma mekanızmalarını devreye koyar mesela bastırma savunma mekanızması bu mekanızmanın işleyişi Anı ve deneyimlerin bilinçdışına it aldatma ilmesi ve orada tutulmasıdır. Diğer bütün savunma mekanizmalarına temel teşkil eder. Bilinçdışına itilen ve orada tutulan dürtüler, istekler, anılar ve duyguların bilinç düzeyine çıkması genellikle benlik tarafından kabul edilmez. Yani bunlar üstbenlikçe (süperego) yargılanarak yasaklanan ve benliğe acı, bunaltı veren öğelerdir. Bu nedenle bastırılırlar.

Bilinçdışı duygu ve dürtüler, bastırma düzeneğinin zayıfladığı zamanlarda bilinç düzeyine çıkma ve kendilerini belli etme eğilimi gösterirler. O zaman benlik bir tehlike durumu algılar ve bunaltı belirtileri ortaya çıkabilir. Bastırılan bazı dürtüler ve çatışmalar yetişkin yaşamda çok değişik davranış örüntülerine ya da bozukluklarına yol açabilir. Örneğin, Oediepus (ödipus) karmaşasını çözümleyememiş bir kişide yetişkin yaşamda, cinsel güç sorunları, evlenememe durumu, karşı cinse yönelik aşırı çelişkili tutumlar, uygun olmayan özdeşim belirtileri görülebilir. Bunun yanı sıra bastırma günlük yaşamda dil ve hareket sürçmeleri olarak belirebilir.

Sahip olduğu şeyleri başkalarıyla paylaşmak istemez , kişide oluşan bu durum kıskançlığı da beraberinde getirir. Belli bir noktaya kadar kıskançlık bastırılabilmesine rağmen bir noktadan sonra kişi değişik şekillerde tepkisini ortaya koyar. Kanımızca öğrencilerin yerine göre kıskanç bir bireyle evlenmek istemeleri de her alanda kıskançlık gösteren biriyle yaşamanın güçlüğünden kaynaklanmaktadır. Evleneceğimiz bireyin muhtemelen bizden farklı olan yönleri olacaktır. Önemli olan o bireyin bizden farklı yönlerinin olması değil , bizim bu farklı yönlere bakış açımızdır.

Her insanın iyi olarak değerlendireceğimiz yönleri olabileceği gibi iyi olmadığını ifade ettiğimiz yönleri de olabilir. Bazen biz kendi kendimizle bile uzlaşamıyor olabiliriz. Bu nedenle evlilik kararında bireylerin kendini anlayabilecek biriyle evlenmesi daha sağlıklı olacaktır. Önemli olan evliliği düşünen iki bireyin birbirini anlayabilmesi ve uzlaşabilmeleridir.


Özellikle evliliğin ilk aylarında ki biz ona cicim ayı diye tabir ederiz eşlerin birbirlerine en müsamalı olduğu dönemdir ta ki bu dönem sona yaklaşmasıyla rollerin bir anda dağişebileceği hiç aklımıza gelmez.çünkü o bahsedilen dönemlerde çıkan sorunları veya problemelri görmezlikten gelmişizdir veya içimize atmışızdır peki o sihirli büyü kalkmaya başladığında ilk eşler neleri fark etmeye başlar? Sonunda içe atıla atıla bu duygular günün birinde ufak bir söz veya davranış sonucu taşıverir ve o zaman da kavga patlak verir. Böyle bir kavga çözümlenmeleri pek de güç olmayan çeşitli sorunların dile getirilmesine yardım eder. Bazıları kavgayı günlük çeşitli olaylarla gerilen sinirlerine bir rahatlık verme aracı olarak kullanırlar. Günlük yaşamın sinerlerimiz üzerindeki baskısı o derece fazladır ki, pek çoklarımız zaman zaman bu baskıyı azaltmaya gereksinim duyarız. Yalnız basıncı azaltmada, evdekilerle kavga etmeden daha uygun yollar vardır: Açık havada idman yapmak, sinemaya, tiyatroya gitmek, spor yapmak gibi.

Bununla birlikte sık kavga etmek eşler üzerinde birikici bir etki yapar. Her kavgada kullanılan bazı acı sözleri unutmak güç olacaktır. Kavga anında bu acı sözlerin eşleri fazlasıyla ve bunların uzun süre unutulmaması olasıdır.

Evli eşler arasındaki kavgaların sıradan iki insanı kavgalarından çok daha tehlikeli ve zararlı olmasının bir nedeni de eşlerin birbirlerinin zayıf yanlarını çok iyi bilmeleridir. Kavga esnasında onun benliğini ve kişiliğini en çok kırabilecek ve dile gelip söylenmesinden korktuğu gerçekleri ortaya döküverme, içten bile değildir.


İnsanoğlunun yapısında kıskançlık vardır. Fakat biz insanlar bunu çeşitli savunma mekanizmaları kullanarak bastırmaya veya bu durumu daha olumlu bir şekilde yansıtmaya çalışırız. İnsanoğlu mülkiyetçi bir zihniyete sahiptir.kıskançlıkda insan belli savunma mekanızmalarını devreye koyar mesela bastırma savunma mekanızması bu mekanızmanın işleyişi Anı ve deneyimlerin bilinçdışına it aldatma ilmesi ve orada tutulmasıdır. Diğer bütün savunma mekanizmalarına temel teşkil eder. Bilinçdışına itilen ve orada tutulan dürtüler, istekler, anılar ve duyguların bilinç düzeyine çıkması genellikle benlik tarafından kabul edilmez. Yani bunlar üstbenlikçe (süperego) yargılanarak yasaklanan ve benliğe acı, bunaltı veren öğelerdir. Bu nedenle bastırılırlar.

Bilinçdışı duygu ve dürtüler, bastırma düzeneğinin zayıfladığı zamanlarda bilinç düzeyine çıkma ve kendilerini belli etme eğilimi gösterirler. O zaman benlik bir tehlike durumu algılar ve bunaltı belirtileri ortaya çıkabilir. Bastırılan bazı dürtüler ve çatışmalar yetişkin yaşamda çok değişik davranış örüntülerine ya da bozukluklarına yol açabilir. Örneğin, Oediepus (ödipus) karmaşasını çözümleyememiş bir kişide yetişkin yaşamda, cinsel güç sorunları, evlenememe durumu, karşı cinse yönelik aşırı çelişkili tutumlar, uygun olmayan özdeşim belirtileri görülebilir. Bunun yanı sıra bastırma günlük yaşamda dil ve hareket sürçmeleri olarak belirebilir.

Sahip olduğu şeyleri başkalarıyla paylaşmak istemez , kişide oluşan bu durum kıskançlığı da beraberinde getirir. Belli bir noktaya kadar kıskançlık bastırılabilmesine rağmen bir noktadan sonra kişi değişik şekillerde tepkisini ortaya koyar. Kanımızca öğrencilerin yerine göre kıskanç bir bireyle evlenmek istemeleri de her alanda kıskançlık gösteren biriyle yaşamanın güçlüğünden kaynaklanmaktadır. Evleneceğimiz bireyin muhtemelen bizden farklı olan yönleri olacaktır. Önemli olan o bireyin bizden farklı yönlerinin olması değil , bizim bu farklı yönlere bakış açımızdır.

Her insanın iyi olarak değerlendireceğimiz yönleri olabileceği gibi iyi olmadığını ifade ettiğimiz yönleri de olabilir. Bazen biz kendi kendimizle bile uzlaşamıyor olabiliriz. Bu nedenle evlilik kararında bireylerin kendini anlayabilecek biriyle evlenmesi daha sağlıklı olacaktır. Önemli olan evliliği düşünen iki bireyin birbirini anlayabilmesi ve uzlaşabilmeleridir.


Evlilik iki insanın aynı evi aynı hayatı yaşamasıyla oluşan birbirleriyle etkileşim halinde bulundukları aktivitenin bütünüdür.

Evlilik terapisi:birlikte veya evli olan çiftlerin aralarındaki uyumsuzluğu fark edip problemlerinin farkına vararak akıl ve ruh sağlığını koruyucu bir hizmet olup,güncel problemlere ışık tutması ve uyum sorunlarını giderilmesi için terapistin önderliğinde başvurulan merkezlerdir.

Evlilik terapi şekilleri:

Bireysel evlilik Terapisi: Bireysel evlilik terapisinde,eşlerin her biri de terapidedir.

her bir partnerin uyuma yönelik kapasitesini güçlendirmek ve geliştirmektir. Görüşmeye giden eş, terapiste hastayla ilgili başka türlü gözden kaçabilecek bilgiler verebilir;tedavi konularıi le ilgili yersiz inançlar düzeltilebilir ve hastanın tedavisinin eş tarafından bilinçli ya da bilinçdışı olarak engellenmesi incelenebilir ve araştırrılabilir.

Birleşmiş Terapi: Birleşmiş terapi, eşlerin bir yada iki terapist tarafından yapılan birleşik oturumlarda tedavi edilmesidir; evlilik terapisinde en sık olarak kullanılan tedavi yöntemidir.

Grup psikoterapisi: Bir grup içine yerleştirilmiş evli çiftlerin ortak konular üzerinde sorular ve cevaplamalarla sürdürülen bir terapi şeklidir.

Kombine Terapi: Kombine terapi; daha önceki tekniklerin tümünü ya da herhangi birinin eş zamanlı yada birlikte kullanılmasından söz etmektedir.


Mutlu evlilik nasıl olur:

–SÖYLEYİN

– Aklınızdan geçen her şeyi söyleyin kaygılarınızı, korkularınızı ve isteklerinizi dile getirin. Sizin için önemli konulara eşinizin de önem vermesi için tercihlerinizi ortaya koymanız gerekir. Her duygunuzu açıklıkla paylaşmak, aranızda bir yakınlık bağı oluşturur. Bu da birbirinize olan bağın güçlenmesini ve derinleşmesini sağlar. Ayrıca kendinizi ciddiye alarak, duygu ve düşüncelerinize saygıyla kulak vererek, eşinizin de sizi anlayışla dinlemesi olasılığını arttırabilirsiniz

Gerçekten söyleyin: İpucu vermek yada dolaylı iletişim, riski fazla, kazanç umudu az bir stratejidir. Duygu ve istekleri açıklıkla ifade etmek her zaman daha etkilidir.

–Ummaktan ve merak etmekten kaçının: Eşinizin aklınızdan geçenleri okumasını ummanız, hem onu hem de sizin aklınızı karıştırır: Aynı sizin eşinizin aklından geçenleri okuduğunuzu zannettiğiniz gibi. Ummak ve merak etmek konularının alternatifi, söylemek ve sormaktır.

DUYGULARINIZI DİLE GETİRİN

–Duygularınız eşinizle paylaşmanız gereken önemli bilgilerdir. Aynı zamanda duygularımızı düşüncelerimiz için bir başlangıç noktası olarak almamız gerekir. Duygular, düşünceler ve eylemler birbirinden ayrılmazlar: Üçü bir arada iş başındadır. Bir duygunuzun farkına vardığınızda, aldığınız mesajı doğru değerlendirebilmeniz için, o duygu hakkında iyice düşünmeniz gerekir. Duygularınızı bu şekilde kullanabilirseniz, kaygılarınızın, korkularınızın ve tercihlerinizin neler olduğunu anlamanızda size yol gösterirler.

–Bir başkası adına konuşmak, ona ne yapması yada kendisini nasıl hissetmesi gerektiğini söylemek, o insanların sınırlarını zorlamak anlamına gelir. Bu tür sınır ihlalleri hiç farkına varmadan gerçekleşir ve ters bir tepkinin bedeli çok ağırdır.Sadece kendiniz hakkında konuşmanız ve eşinize hakkında soru sormanız gerektiğini unutmayın.

–kördüğüm terimini eşlerin birbirlerinin duygu ve düşüncelerini ifade etmelerinden kaynaklanan karışık durumlar için kullanılıyor.Eğer eşinizin kendinizce ne düşündüğü hakkında konuşuyorsanız ve eşiniz de size karşı aynı şekilde davranıyorsa,aranızdaki diyalog zamanla çözümsüz bir hal alır bu diyalogu çözebilmek için,cümlelerinize”ben”diyerek başlayın ve sadece kendi duygu ve düşüncelerinizden söz edin,yada eşinize soru sorun.

İKİ TARAFLI DİNLEYİN

Hem eşinizin hem de kendi sesinize kulak verebilme yeteneği ,özellikle bir eylem planı yaparken çok yararlı olur. Biri için önemli bir konu ,o anda diğeri içinde önem kazanır. Böylelikle birbirlerine ” benim için önemlisin ” mesajını veriyorlar.çiftlerin evliliklerinin yürümesi için kazanmaları gereken en önemli beceri iki taraflı dinleme olmalıdır.

DİYALOGLARINIZI DOKUYUN

Diyalog konusunda başarılı olanlar diyaloglarını dokurlar:her biri kendi perspektifini ,karşısındakinin perspektifiyle birlikte dokur ve ortaya tek ve karşılıklı anlayıştan kaynaklanan yeni bir görüş çıkar. Böylelikle de konuşurken bir fikir birliğine varılır.